Sedef Kabaş tahliye edildi

Katıldığı bir televizyon programındaki sözleri nedeniyle ‘cumhurbaşkanına ve millet görevlisine hakaret’ suçlamalarıyla 11 yıl 8 aya değin hapsi istenen gazeteci Sedef Kabaş, bugün öncelikle baskın karşısına çıktı. Kabaş, savunmasında, “Cumhurbaşkanına hakaret etmedim, etmem, edilmesini de onaylamam. İktidarı gerekirse en ağır şekilde eleştiririm. Takdir edersiniz ki bunlar açıklama özgürlüğü kapsamındadır ve bir gazetecinin görevidir. Malum atasözünü bence yumuşatarak misal verdim” dedi. Kabaş terhis edildi.

AKTÜEL 11.03.2022 12:48

Abone Ol google-news

Gazeteci Sedef Kabaş, katıldığı bir televizyon programında kullandığı ifadeler nedeniyle 22 Ocak’ta ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla tutuklanmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Sedef Kabaş hakkında cumhurbaşkanına hakaretin yanı sıra iki defa de ‘halk görevlisine hakaret’ suçlamasıyla 11 yıl 8 avuç içi dek hapis cezası istek edilmişti.

Mahkeme, Süleyman Asilzade’ya hakaret iddiasından Sedef Kabaş hakkında temize çıkma kararı verdi. Kabaş’a Cumhurbaşkanına hakaret suçundan ise 2 sene 4 ay hapis cezası verildi fakat bu suçlamadan da tahliye çıktı.

KABAŞ’IN SAVUNMASI

Sedef Kabaş’ın yargılanmasına İstanbul 36. Asliye Canice Mahkemesi’nde bugün başlandı. Kabaş, duruşmaya esir ulunduğu cezaevinden getirildi. Duruşmada Kabaş’ın avukatları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı hazır bulundu. Basın mensuplarını duruşma salonunda yer olmadığı gerekçesiyle duruşmaya almayan başat, gazetecilerin tepki göstermesi üzerine iki gazeteciyi salona aldı.

sırası gelmişken, mahkeme salonunun olduğu bölüme bariyer çekildi. Sedef Kabaş’a destek olmak için gelenler, bariyerlerin ardında bekledi.

Mahkemede savunma yapan Sedef Kabaş, yurt dıştan eğitim almış ve daha sonra ülkesine dönerek gazetecilik yapan bir birey olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Mevcut iktidarın bana ve bize yaşattıklarına karşın gerçekleri söylemeye devam edeceğim. Yurt dışarıya aldığım eğitimlerden sonra kendi isteğimle yurda dönmüş bir gazeteciyim. Hakkımda çözülmüş tek bir dava yoktur. Gazeteci olmak dıştan bir eğitmen olarak öğrenciler yetiştirmiş, konferanslar vermiş, danışmanlık yapmış biriyim. Geçtiğimiz yıllarda, diğer bir konuşmam AKP’liler tarafından montajlanarak yayınlanmıştır. Konuşmamın içeriği kasıtlı bir şekilde çarpıtılmış ve kamuoyuna izletilmiştir. Gobbels yöntemlerini eleştirdiğim konuşmam, Gobbels yöntemleriyle gaye gösterilmiştir.

“IŞİD ÜYESİ OLSAM, UYUŞTURUCU TİCARETİ YAPSAM ŞİMDİ SERBESTTİM”

Merak ediyorum, acaba hukuk karşısında hakkımı aramak bu husumetin sebebi midir? Bu kişiler, şimdi de atasözünden hakaret çıkarıp cezalandırılmamı istiyorlar. Ben, bugün IŞİD üyesi olup emniyetin canlı bomba listesinde olsaydım özgür olacaktım, uyuşturucu ticareti yapsaydım rahat gizli dolaşacaktım. Öcalan’la görüşüp mektubunu okusaydım, görüşleri referans alınan bir akademisyen olacaktım, Fethullah ile resim çektirseydim favori bir bakan olacaktım. Otele, devlet ihalelerine çöküp millete ana avrat küfretseydim suçlu olmayacaktım.

Cumhurbaşkanına hakaret etmedim, etmem, edilmesini de onaylamam. İktidarı gerekirse en ağır şekilde eleştiririm. Takdir edersiniz ama bunlar açıklama özgürlüğü kapsamındadır ve bir gazetecinin görevidir. Malum atasözünü kendimce yumuşatarak örnek verdim. Hakaret kastım olsa sözün orijinalini kullanırdım. Uğur Dündar da çekinmeden müdahale ederdi. İzleyicilerden de bu yorumda ikaz, uyarı, eleştiri yapan olmadı. Hatta 6 gün her tarafında RTÜK’ten de ses çıkmadı.

Takvim gazetesi manşetten beni dobra dobra maksat göstererek ilk kurşun atıldı. Polisler gözaltına aldı ama çağırsalardı giderdim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı insan hakları eylem bildirgesine göre insanlar artık gece yarısı gözaltına alınmayacaktı. Söz başka, eylem diğer. Koro halinde bakanlar, RTÜK Başkanı, AKP’liler beni suçlu ilan etti. Mahkeme kararını beklemeye gerek yoktu, hüküm çoktan verilmişti. Gencecik bir savcıya açıklama verdikten daha sonra epey bekletildik. İnsan ister istemez düşünüyor, acaba göklerden gelen bir emir mi var diye.

Besbelli kaçacak bir kadın yoktu, adresim sabitti, senelerdir iktidar sahiplerinin şikayetiyle yargılanmıştım. Yatarı belki birkaç saat olan bir suçtan hapis yatırdılar. 49 gün sonra sizin karşınıza çıktım. Günümüz Türkiye’sinde hukukun tersten işletildiği bir tablo var karşımızda. Nasıl bir kabahat işlemiş olabilirim ki 13 yıla yakın hapis yatmamı istek ediyorlar. Sözlerimde Erdoğan’ın ismini bile kullanmadım, lakin üstüne alındı. Bunların tümü tenkit, hakaret olarak kabul edilemez. Huysuz, halkın haber alma hakkını gasp etmek anlamına gelir. Bunları Tüzük’mız ve AİHM diyor. Dünyanın hiçbir hukuk devletinde yaşanmayacakları yaşattılar bana. Sözü ve kalemi açık havada gücü olmayan bir kadına iktidarın gücünü kullanarak saldırdılar. Bunca saldırının, öfkenin karşısında ulu Türk adaletine sığınıyorum.

Sizce bir atasözünden zorlama bir şekilde hakaret suçu çıkaranların hakaret sicilinin bu dek kalabalık olması garip değil mi? Hakaret edenlere ‘iyi bir ivme yakaladık’ diyenlerin yaptığı suça teşvik yok midir? Bir atasözü üzerinden bir gazetecinin sürekli gaye gösterilmesi gerçeklerin kamuoyuyla buluşmasını alıkoymak yok midir? Bir gazetecinin egemen karşısına çıkmadan suçlu bildiri edilmesi, siyasi erki elinde tutanlar tarafından yapılması hukuka bir hakaret değil midir? Bir şiir yüzünden hapis yatmış birinin özdeyiş sebebiyle bir gazetecinin hapis yatmasını istemesi hayatın bir cilvesi değil mi?

İddia edilen suçları şüphesiz kabul etmiyorum, beraatımı ve tahliye edilmeyi talep ediyorum. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istemiyorum, çünkü suçsuzum.”

ŞİKAYETÇİ OLDULAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Aristokrat’nun avukatları, şikayetçi olduklarını ve davaya bulunma istediklerini söyledi. Asilzade’nun avukatı, Kabaş’ın mahkemedeki savunmasında geçen “Asilzade’nun soyadına ihanet edercesine” sözlerinden nedeniyle da davacı olduklarını bildirdi.

Cumhuriyet savcısı, müştekilerin suçtan zarar görme ihtimaline karşısında davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini istedi.

Sedef Kabaş’ın avukatı Uğur Poyraz ise mahkemede, “Bu ülkede Tayyip Erdoğan’ın talebine aleyhinde duracak bir başat var mıdır? Bu kararı verecek hakimin sürülmeyi göze alması gerekir. Ülkede hukuk olmayınca matufiyet şartı mı anlatıyorsun diyebilirsiniz. Bu dava burada bitmeyecek. Hukuk yollarını tükettikten sonradan AİHM’ye de başvuracağız. Ben, hiç güce tapmadım, sizin de güce tapmamanızı temenni ederim” diye konuştu.

Hakim, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Süleyman Aristokrat’nun davaya katılma taleplerini kabul etti. Verilen kısa aranın ardından mahkeme Kabaş’ın tahliyesine karar verildiğini açıkladı.

Günün Önemli Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Yorum yapın

SMM Panel