Karanlık sarmalı

Cemaatlerin toplumsal yaşamın tümünü ilgilendiren alanlardaki etkisi, AKP iktidarlarının desteği ile her geçen gün arttı. Bakanlıkları paylaşan tarikat ve cemaatler kadrolaşma aracılığıyla eğitimden sağlığa kadar o kadar fazla alanda laf sahibi oldu. İlahiyatçı Yazar Kılıç, ülkeyi kuşatan cemaat ve tarikatların acilen kanunsuz örgüt kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. Akademisyen Durak ise gericiliğin panzehrinin laik ve kamucu bir program olduğuna dikkat çekti.

Karanlık sarmalı

Mustafa BİLDİRCİN

Elazığ’da önceki gün cemaat evinde yaşananların gerisinde gözler bir kere daha iktidarın desteği ile artan bir şekilde etkinliği gelişen tarikat ve cemaat yapılanmalarına çevrildi. Okullardan hastanelere, cezaevlerinden bayan sığınma evlerine kadar derhal her alanda etkisini artıran cemaatler, Türkiye’yi gericilik batağına sürükledi. Yurttaşların, “Cemaat ve tarikatlar kapatılsın” talepleri yok sayılarak hayata geçirilen kanuni düzenlemeler, cemaat ve tarikatların önünü daha da açtı.

Yurttaşların bütün mücadelesine rağmen bürokraside cemaat ve tarikatlara sağlanan alan artan bir şekilde daha da genişletildi. Önce AKP iktidarının bir dönem koalisyon ortağı olan Tebessüm Eden yapılanması bütün ülke yönetimine egemen doldu. Bozulan ortaklığın ardındaki 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi gündeme geldi. Gülümseyen yapılanmasının kamuda boşalttığı yerlerde bu defa yeni cemaat ve dini örgütlenmeler palazlandı.

İktidarın desteğiyle etki alanını genişleten tarikat, cemaat ve vakıfların halk kuruluşlarındaki yapılanmaları şöyle:

SÜLEYMANCILAR: Dini vakıf ve derneklerin Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki etkisi, Ziya Selçuk’u istifaya kadar götürdü. İstifa etmeden kısa bir zaman önce çevresine, “Çift başlılıktan” yakındığı öğrenilen Selçuk’un, dini dernek ve vakıflarla imzalanan protokollerin önüne geçememekten davacı olduğu bahis edildi. Ulusal Eğitim Bakanlığı ve Süleymancılar arasında imzalanan, “Değerler Eğitimi Protokolü” dahilinde tarikatın, gerici ideolojisinin okullarda düzenlediği seminerlerde çocuklara aktarılmasına olanak sağlandı.

MENZİLCİLER: Nakşıbendiliğin kolu olan Menzil Tarikatı, AKP-Tebessüm Eden Cemaati ilişkilerinin bozulmasının ardındaki adını ciddi biçimde duyurmaya başladı. Fazla sayıda radyo ve televizyon kanalı açtı. Bilhassa esnaflar aralarında örgütlenen Menzil, Adıyaman kökenli bir tarikat olmasına karşın bütün ülkeye yayıldı. Tarikatın, “Semerkand Öğrenci Yurdu” adı altında ülke genelinde açtığı yurtların sayısı 150’ye yaklaştı. Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez’in görevden ayrılmasında pay sahibi olduğu söylenen Menzil, İçişleri Bakanlığı ve Hak Bakanlığı’nda etkili olsa da belli başlı etkisini Sağlık Bakanlığı’nda gösterdi.

İSMAİLAĞA: AKP’li bürokratların, Mahmut Ustaosmanoğlu’yla verdiği pozlarla akıllarda kalan İsmailağa Cemaati, 15 Temmuz’un gerisinde pastadan en büyük pay alan cemaatlerden oldu. İsmailağa Cemaati, Türkiye’nin birçok yerinde “Beceri Derneği” adı aşağıda öğrenci yurdu açtı. Cemaat mensupları devlet kadrolarında etkin görevler üstlenemese de dernek adı altında açılan yurt ve Kuran kurslarıyla etki alanını büyüttü.

HAMİYET VE İRFAN VAKFI: 2006 yılında Ankara’da kurulan Hamiyet ve İrfan Vakfı (AHİ) Güler Yüzlü-AKP ilişkilerinin bozulmaya başladığı 2013 yılından bugüne etki alanını genişletmeye devam etti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’yle protokol imzalayan vakfın gelirlerinin büyük oranda Ankara, İstanbul, Konya ve İzmir’deki öğrenci yurtlarından toplanan paralardan oluştuğu belirlendi.

MALATYALILAR CEMAATİ: Gülen Cemaati ile beraber, AKP iktidarından en fazla, “nemalanan” grupların başında bu cemaat geldi. Güler Yüzlü Cemaati gibi eğitim ve kadrolaşmaya özel tartma veren grup, boşalan millet kadrolarını doldurma konusunda diğer cemaatlere oranla öne çıktı. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde TRT ve Dışişleri Bakanlığı’nda kadrolaştıkları tanıdık Malatyalılar, İnönü Üniversitesi’nde uzun vakit etkisini hissettirdi.

ENSAR: Darbe girişimi arkasında ülke genelinde Gülümseyen’e ait okullar ve kurslar kapatılırken AKP eğitimi vakıflar eliyle yürütmeye devam etti. Milli Eğitim Bakanlığı, Karaman’daki yurdunda çocuklara karşın yaşanan tecavüz olaylarıyla tepki çeken Ensar’a imzaladığı protokolle eğitimde büyük alan açıyor. Protokolün açtığı yoldan Ensar, ortaokul ve liselerin yanı sıra üniversiteye giriş kursundan Kuran kursuna dek istediği her alanda eğitim verebiliyor

TÜGVA: AKP’nin öğrencileri “itimat ettiği” bir öteki vakıf ise Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA). AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu vakıf, ilkokullardan üniversitelere kadar geniş bir zeminde varlık gösteriyor. TÜGVA’nın çocuklara ve gençlere karşın bir takım faaliyetleri aralarında şunlar yer aldı: ”Namaz Ağacı’ Projesi, ”Çizimlerle Hadis’ Yarışması, Okuldan Sonra Camiye’ etkinliği.

İLİM DAĞILMA CEMİYETİ VE BİRLİK VAKFI: MEB, Ensar’a olduğu gibi İlim Dağitim Cemiyeti ve Birlik Vakfı’na da e-yaygın sistemdeki öğretim programlarını kullanarak her düzeyde öğrenciye karşın sosyal, kültürel, sportif, mesleki ve teknik kurslar düzenleme olanağı verdi. İlim Dağitim Cemiyeti’nin başta İstanbul ve Bursa elde etmek üzere toplam 142, Birlik Vakfı’nın ise ülke genelinde 200’e yakın öğrenci yurdu bulunuyor.

HAKYOLCULAR: Nur Cemaati’nin en etkili kolu olan Hakyolcular Afiyet Bakanlığı ve MEB’de kadrolaştı. MEB politikalarına istikamet verdiği bahis edilen ve bir devlet tarikatı olarak açıklama edilen grubun Sağlık Durumu Bakanlığı kadroları için Menzil Tarikatı ile çıkar çatışmasına düştüğü biliniyor. Hakyolcular’ın geliri büyük oranda esnaftan toplanan para ve ülke genelinde eğitim faaliyeti yürüten medreselerden sağlanıyor.

***

Yasa dışı örgüt kapsamına alınmalı

İlahiyatçı Yazar Cemil Kılıç, cemaat ve tarikatların büyüyen etkisine ve cemaat ve tarikatlara aleyhinde atılması gereken adımlara yönelik BirGün’e değerlendirmelerde bulundu. Tarikat ve cemaatlerin, “677 Sayılı Devir Yasası” dahilinde kapatıldığının altını çizen Kılıç, “Dolayısıyla bu yapılar yasa dışıdır. Hiçbir tarikat ve cemaat de tarikat ve cemaat adıyla etkinlik icra etmiyor. bir takım vakıflar, dernekler aracılığıyla çalışıyorlar. Vakıf ve dernek adı altında örgütleniyorlar. Devletin içinde tarikat ve cemaatlerin varlığı ama bu çerçevede değerlendirilebilir” dedi.

Türkiye’de devlet erki zayıfladığından cemaatler ve tarikatlar arası yoğun bir çatışmanın yaşanmasının ihtimal dahilinde olduğunun altını çizen Kılıç, şunları söyledi: “Hatta bu çatışma silahlı çatışmaya bile dönüşebilir. Emniyette, orduda ve genel anlamda bürokraside hiçbir tarikatın cemaatin örgütlenmesine izin verilmemeli, buna göz yumulmamalıdır. Artık günümüzde öyle kullanılmayan oysa kullanılması bence icap eden irtica ile çaba kavramının her yerde devreye sokulması gerekiyor. Hatta tıpkı, ‘FETÖ gibi terör örgütü’ kapsamına alınmalıdır.”

***

223 cemaate milyonlar aktarıldı

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, devletin 2021 yılı için 223 cemaate 173 milyon 704 lira aktardığını belirtti. Gözü Kara, “İlim Bölüştürme Cemiyeti’nin 107, TÜRGEV’in 18, TÜGVA’nın 38, Ensar Vakfı’nın 60 tane almak üzere toplam 223 kurumuna bu yerlere, 173 milyon 704 lirası aktarılıyor” dedi. Gözü Kara, “Bunu niçin gençlerimize aktarmıyoruz? Neden yurt yapmıyoruz? Neden bu çocuklarımız biçare bırakılıyor?” diye sordu.

***

karanlik-sarmali-967151-1.

Tarikat ve cemaat yurtları kapatılsın

Cemaat ve tarikatların ülkeyi kuşattığın dikkat çeken SOL Genç üyeleri ülkenin o kadar fazla noktasında gericiliğe karşısında sokaklara çıktı. İstanbul, İzmir ve Samsun’da eylem aranjör SOL Genç üyeleri, “Tarikat yurtları kapatılsın, gençlerimiz yaşasın” dedi.

İzmir’de Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Biz Enes’iz; Enes hepimizin acı, biçare ve öfkeli sesiydi” denildi. Gençlerin okuyabilmek ve hayatını sürdürülebilmek için tarikat ve cemaat yurtlarına zoraki bırakıldığı dile getirilen açıklamada, “Halkı açlığa, sefalete, çaresizliğe sürükleyenler hesap verecek” ifadeleri kullanıldı. Samsun’da Süleymaniye Geçidi’nde bir araya gelen SOL Genç üyeleri de “Yaşananların sorumlusu felek veya fıtrat değildir. İntiharların ve cinayetlerin sorumlusu psikolojik sorunlar değildir. Sorumlu siz ve sizlerin baskıcı ve gerici dinci zorbalığınız. Tarikat yurtları kapatılmalı, tarikatların bütün varlıkları kamulaştırılmalıdır” vurgusu yaptı. Bakırköy Meydanı’nda toplanan İstanbul SOL Genç üyeleri de iktidara şöyle seslendi: “Tarikatlara aktarılan her kuruş geri alınmalı, gençlerin ihtiyaçları için karşılanmalıdır! SOL Genç olarak çocukları yatılı tarikat okullarına, imam hatiplere; gençleri cemaat yurtlarına ve TÜGVA’ya gitmek zorunda bırakan AKP’ye sesleniyoruz Gelecek kaygıları yaşattığınız, karamsarlığa son vereceğiz.”

***

Gericiliğin panzehri laik program

Akademisyen Yasin Durak, cemaat ve tarikat örgütlenmelerine karşısında bütün yönleriyle laik ve kamucu bir mücadele hattının geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Harmoni muhalefetinin fazla ciddi bir yanılgısı var. Gerici restorasyon programında laikliğin esamesi okunmuyor” diyen Durak, “Sadece AKP’nin gidişine ve iktidarı ele almaya odaklanmış durumdalar fakat içinde bulunduğumuz düzlem AKP’nin gidişiyle kolayca çözülebilecek bir düzlem yok. Muhalefet bugün dindar taban dedikleri ve çekindikleri insanlar nedeniyle laik programı önermiyor. Bugün gelinen noktada laiklik aslında dindar tabanın bile talebi haline gelmeye başladı” ifadelerini kullandı. Özel yurtların kamulaştırılması ve denetlenerek seküler ve laik esaslarca tekrardan düzenlenmesinin açıklanmış grupların etkinliğine son verilmesi büyük ölçüde meseleyi çözebileceğine vurgu yapan Durak’ın değerlendirmesi şöyle: “Siyasal İslam ilk elden yaşamın örgütlenmesine taarruz etmiş durumda. Kılıçdaroğlu’nun çıkıp ‘Hiçbir şey demiyorum’ gibi istemsiz hareket göstermesi bundan böyle bunların hemen hemen olağan kılındığı gibi bir anlama geliyor. Doğrusu özgürlüğü, kamuyu dert eden bir irade burada ebeveyn sömürüsünü bile tartışmaya açmadı. 20 yaşında ailesine mecbur kalan bir yurttaştan bahsediyoruz. Bu insan kayıtlı olanaklar bulabilseydi şayet ailesinin taassubundan da sıyrılacak diğer tercihleri söz konusu olabilecekti. Kamucu bir vatandaşlık politikasıyla, önermelerle karşılaşmadığı için biçare kılıyor.”

Yorum yapın