İttifak büyüyebilir ismi de değişebilir

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Insanlar İttifakı’na yeni katılımların olabileceğini açıklama etti. İttifak isminin değiştirilmesi konusunda kapıyı kapatmayan Kılıçdaroğlu, “Bu konuya bileşenlerin tamamı karar verir” dedi.

Nurcan Gökdemir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, olası etken seçim iddialarından muhalefetin Cumhurbaşkanı adayına, ertelenen Diyarbakır ziyaretinden ittifak ilişkilerine kadar birçok konuda BirGün’ün sorularını yanıtladı. Türkiye siyasi yapısını iyi haberdar olan bir siyasetçinin muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Bozulan hukuk düzenini her tarafta inşa etmek, devletin yaşadığı çürümeyi sonlandırmak istiyorsak, devleti bilen, sağduyulu, ittifakın bileşenlerine güven veren ve müşterek hareket etmeyi esas ilke olarak kabul etmiş birisini Cumhurbaşkanı adayı olarak belirleriz” dedi.

KORKUDAN DİNLİYORLAR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun MOBESE ile peşine düşüp takip edilmesiyle ilgili şunları söyledi:
“Demokrasinin olmadığı ülkelerde otoriter yönetimler, toplumu baskılamak için yasa dışı yollarla delil üretmek isterler. Toplumun duyarlı kesimlerini dinleyip oradan elde ettikleri gayri resmi bilgilerle onların üstünde zorlama düzenlemek isterler. Demokrasilerde bu kabul edilemez. Belediye başkanlarımızın, bizim telefonlarımız dinleniyor. Lakin şu bir hakiki fakat ne yaparlarsa yapsınlar, biz yasa dışı hiçbir olayın içinde değiliz. Yaptığımız her şey hukuki. Bizi dinlemelerinden son derece memnunuz. Umarım bizi örnek alırlar. Bu şekliyle dinlemek, devleti yönetenlerin korkularından kaynaklanıyor. Korkunun esiri olan bir yönetici ise ülkesini dinç yönetemez. Adil ve ahlaklı yönetim sergileyemez çünkü siz daha yeniden tüm kuralları ezerek yasa dışı yola başvuruyorsunuz. Mevcut AKP yönetimi bu haliyle otoriter bir rejimdir. Vatandaşlarımızın bunu dehşet unsuru olarak kabul etmemelerini isterim. Zaten burada ne konuşuyorsak dışarda da onu konuşuyoruz.”

DİYARBAKIR’A GİDECEĞİM

Kar yağışından dolayı ertelenen Diyarbakır ziyaretine dair de konuşan Kılıçdaroğlu, “Diyarbakır ziyaretime ilişkin demokrasi vurgusu yaptım lakin bu oraya özgü bir vurgu değildi. Örneğin Rize’ye de öteki illere de gitsem demokrasi vurgusu yapardım. Bölgede geçmişte büyük acılar yaşandı. Şehitlerimiz var, halk büyük acılar yaşadılar. Terörün bölgede çok etkili olduğunu biliyoruz. Bugün için fazla minimize edilmesi, hepimizin de mutlak arzusu. Terörün insanlık suçu olduğunu biliyoruz fakat terörle mücadele ediyoruz derken demokrasi askıya alınıyor. Demokrasi askıya alınırsa da en fazla terör örgütlerine prim verirsiniz. Toplum üzerindeki kurulan baskı, bu baskının yoğunlaşması, belirli kesimlerin terör örgütlerine sempati duyulmasını sağlar. Havalar biraz daha ısınınca daha iyi koşullarda Diyarbakır’a mutlaka gideceğim. Eğer Diyarbakır’a belirlediğimiz tarihte gitmiş olsaydım cezaevinde acımasızlık görmüş bir yurttaşı da ziyaret edecektim. İşkence suçu, o dönemin yetkilileri gözetiminde gerçekleşmişse onlarla helalleşmemiz gerekli. Diyarbakırlılara yalnızca demokrasi yok, insan hakları, ekonomi, işsizlik hakkındaki fikirlerimi ve çözüm önerilerimi anlatacağım” dedi.

6 PARTİNİN ÇALIŞMASI

Cumhur İttifakı’nın Insanlar İttifakı’nın parçalanacağına karşın ülkeyi beklentiye sokmaya çalıştığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Şu lahza güçlendirilmiş parlamenter sistem için çalışan altı siyasi parti genel başkanı da büyük yükümlülük içinde hareket ediyor. Demokrasi konusundaki açmazların farkındalar. Altı siyasi partinin genel başkanları, güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda bir görünüm addediyorlarsa bu Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde kayda değer bir dönüm noktasıdır, umut vericidir. İttifakı oluşturacak siyasi partiler oturacak, konuşacak, kamuoyuna taahhütlerde bulunacaklar. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçerken hangi adımların atılması gerekiyor, bu konuda kastetmek, uğraş göstermek gerekiyor. Toplumun kederli olmasına hiç gerek yok. Bütün bu sorunlar rasyonel yöntemlerle uygarca konuşarak tartışarak çözülür” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı’na nasıl bir profili aday göstereceklerine dair de yorumlama yapan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Bozulan hukuk düzenini tekrar yapı etmek istiyorsanız, devletin yaşadığı çürümeyi sonlandırmak ve baştan inşa etmek istiyorsanız, devleti bilen, ihtiyatlı, ittifakın bileşenlerine güven veren ve müşterek hareket etmeyi esas prensip olarak kabul etmiş birisini cumhurbaşkanı adayı olarak belirlersiniz. Çünkü bu bir geçiş süreci. Böyle bir cumhurbaşkanı Türkiye’yi inşa konusunda elbirliğiyle bir baskı olarak ortaya çıkabilir. ‘Biz fazla popüler bir ismi getirip cumhurbaşkanı seçelim’ diye bir düşüncemiz değil. Cumhurbaşkanı adayının nitelikleri çok önemli. Adayın siyasetçi olması lüzumlu. Çünkü devlet siyasal bir organ. Siyasal organı iyi tanıyan bir siyasetçi olması gerekli.”

Her partinin ekonomi alanında çalışmaları olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Her partinin kendi programı var. Biz, ‘Kendi programınızı bir kenara bırakın’ diyemeyiz. Hepsini oturup konuşuruz. Her partide ekonomi konusunda genel başkan yardımcısı düzeyinde yetkin ırk var” dedi. Ekonomi programının DERMAN Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a bırakıldığına dair iddiaları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Hiçbir konu hiçbir siyasi partinin tekeline verilemez. Çünkü sorun ekonomi, insan hakları, haksızlık, liyakat sisteminin çökmesi, devletteki bozulma, liyakat sisteminin çürümüş olması. Hangi görüşten olursak olalım önce devleti doğru saat gibi çalışan bir organa dönüştürmek zorundayız. Merkez Bankası’ndan tutun Halk İhale Kurumu’na dek en nitelikli ırk buralarda görev yapacaklar, yasaların gereğini yapacaklar, kanunsuz iş yapan bürokratlar bürokrasiden ayıklanacak, akıcı, namuslu ırk gelecek. Bunun A Partisi, B Partisi olmaz. Siz devletteki yapıya parti gözlüğü ile bakarsanız devletin yapılanmasında uyumsuzluk çıkar. Biz altı ay içinde Türkiye’de bütün çarkların rahatlıkla dönebileceğine inanıyoruz. Bütün bunların hepsi yapılabilir. Kamuda hala çalışan çok kaliteli ırk var. Bunlar biraz köşeye atılmış halk, yetki ve tahsis verildiğinde çok iyi çalışırlar” açıklamasını yaptı.

KABUS SONA ERECEK

Kılıçdaroğlu, yarın seçim olacak gibi çalıştıklarını ifade ederek, “Seçim sandıklarının başındaki görevlilere kadar çalışma yapıyoruz. Bu konuda çok iddialıyız. ‘Erdoğan tercih yapar mı, kaybetse de gitmez…’ Bunlar hayal, halkın moralini ayırmak için bazı arkadaşların yazdıkları, televizyonlarda söyledikleri. Tercih olacak ve Erdoğan’ı demokratik yollarla göndereceğiz. Türkiye coğrafyasının neresinde yaşarsa yaşasın vatandaşların bunu bilmesini isterim. ‘Efendim acaba tercih olur mu?’ diye soruyorlar. Bu özellikle AK Parti kanadının pompaladığı bir şey, insanların sandığa gitmemesini sağlamak için yürütülen bir mücadele. Hiç kimsenin hele hiçbir aydının bunu söylemeye hakkı değil. Seçim olacak ya zamanında ya erken. Sandığa gideceğiz, sandıklara sahip çıkacağız, oyumuzu kullanacağız ve bir kâbus dönemini sonlandıracağız, herkesin buna inanması lazım” diye konuştu.

İTTİFAK İSMİ DEĞİŞEBİLİR

Yeni partilerle yeni bir ittifak kurulması veya Halk İttifakı’nın isminin değişmesi konusunda da konuşan Kılıçdaroğlu, “İttifakı yaratıcı bileşenlerin tamamı karar verir. ‘Benim düşüncem şudur’ demem doğru olmaz” dedi.

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir