Güney Kore yol ayrımında

Güney Kore bugün sandık başında. İki önemli aday taban tabana karşıtlık oluşturuyor. İktidardaki Demokrat Parti’den Lee Jae-myung, Güney Kore’nin Koreler arası ilişkilerde öne çıkmasını savunurken Başkan Moon Jae-in Washington’un güdümünde. Muhafazakâr adayın zaferi Biden yönetimine otomatik olarak istediği her şeyi verir. Yoon, ABD militarizmiyle yakın müttefik olma niyetini dobra dobra belirtti. Lee Jae-myung’un galibiyeti ise daha artı umut sunuyor.

DÜNYA 09.03.2022 10:41

Abone Ol google-news

GREGORY ELICH

Güney Kore yeni devlet başkanını seçmek için 9 Mart’ta (bugün) sandık başına gidiyor. ABD-Kuzey Kore ilişkilerinin çıkmazda olduğu ve Biden yönetiminin Çin karşıtı saldırgan bir ittifak kurduğu bu dönemde, sonuç çok önemli olabilir.

şimdi kamuoyu yoklamalarında oyları çok yakın iki aday, taban tabana karşıtlık oluşturuyor. İktidardaki Halkçı Parti’den Lee Jae-myung, Güney Kore’nin Koreler arası ilişkilerde öne çıkmasını savunurken Başkan Moon Jae-in Washington’un onaylamayacağı herhangi bir tedbiri onaylama konusunda isteksiz. Lee geçen yılın sonlarında yaptığı açıklamada, “Moon Jae-in yönetiminin arkasında Lee Jae-myung hükümeti daha bağımsız ve aktif bir aracı ve sorun çözücü olarak hareket etmelidir” dedi. Bu sonuçlanırsa önemli bir istikamet değişikliği olacaktır.

Lee keza, Güney Kore’nin niçin önde gelen ticaret ortağı Çin ve askeri ittifakta olduğu ABD aralarında tercih yapmaya zorlandığını sorgulayarak ABD’nin Çin karşıtı kampanyaya davetine karşısında çıkıyor ve “Kendimce şart, milli çıkarlarımızı ön planda koyarak egemen olarak karar vermemiz gereken bir durum. İkisi aralarında seçim yapmamız gerektiğini iddia eden herhangi bir düşünceye karşıyız” diyor.

ABD’DEN KOPUŞA DOĞRU

Lee rota değişim konusunda ciddiyse enerjik rüzgârlara dürüst yol alacaktır. Güney Kore, politik olarak kutuplaşmış bir toplum. böylece Lee geniş tabanlı iç desteğe güvenemez. Keza, daha bağımsız bir politika benimsemesi için partisinin parlamentoda kayda değer bir yetişkinlik kazanması gerekiyor. Buna ilave olarak, ülkenin güvenlik ve askeri kuruluşların Washington ile olan ilişkilerde bir değiştirme yapması baskı. ABD ise bu ulusu hizada yakalamak için elinde ekonomik ve diplomatik silahlar bulunduruyor. Lee’nin bu tür engelleri aşmaya yetecek eğilimi ve kararlılığı olup olmadığını ancak süre gösterecek.
Lee’nin muhafazakâr rakibi Halk Müziği Gücü Partisi’nden Yoon Seok-youl, hücum seçeneği hakkında konuşmak da dahil almak üzere Kore Demokratik Insanlar Cumhuriyeti’ne (Kuzey Kore) sert karşısında bir pozisyon alıyor. Yoon keza ABD ile askeri ittifaka öncelik veriyor ve Washington’un Çin’e karşı küresel koalisyonuna katılmayı savunuyor. Yoon, “ABD müttefikimiz Çin ise karşılıklı ve ortaklık müşterek saygıya dayanır. Çin, Kuzey Kore’nin kilit müttefikidir. Kuzey Kore bizim başlıca düşmanımız değil mi? düşmanımızla müttefik olan bir ülkeyle ittifak yapamayız” diyor.

Biden yönetiminin hangi adayı seçim edeceği gizemini koruyor. Yoon’un belirttiği politikalar Washington’un politikalarıyla mükemmel harmoni sağlayacak gibi gözüküyor.

Başkan Moon Jae-in, ABD’ye boyun eğerek Koreler arası ilişkileri geliştirme fırsatlarını göz ardı etti. ABD-Kuzey Kore gerilimini azaltma konusunda Moon, resmi olarak savaşın sona erdiğinin duyuru edilmesini savunuyor. Kore Savaşı’ndaki çatışmalar 1953’te mütareke anlaşmasıyla durdu, ancak teknik olarak hala bir savaş durumu var. Moon, tamamlanmamış bu işi, bütün tarafların “nükleerden arındırmada bir ilerlemeye ve belirli uzlaştırma çağını sağlayacak” bir savaş sonu bildirisinin imzalanması ile çözülebilecek bir koşul olarak görüyor.

Güney Koreli yetkililer bir süredir ABD, Çin ve Kuzey Kore’deki mevkidaşlarıyla barıştırma ilanı konusunda görüşmelerde bulunuyor. Moon, Kuzey Kore’nin ABD’nin düşmanca politikasından vazgeçtiğini görmesi gerektiğine dikkat çekiyor ve bütün ülkelerin bildirgeyi prensipte kabul ettiğine inanıyor. Güney Kore az önce ABD ile ifade konusunda bir anlaşmaya varmamış olmasına karşın, hiçbir taraf öneriyi dobra dobra reddetmedi.

SAVAŞIN BİTTİĞİ İLAN EDİLMELİ

Moon’a kadar, “Kuzey Kore belirtilmiş önlemler alırsa, savaş sonu ilanı Pyongyang ve Washington aralarında uzun süredir sürekli düşmanca ilişkilerin sona erdiğini duyuracak siyasi bir yorumlama olacaktır.” Anekdot olarak yalnızca Kuzey Kore tarafının tutumlarını değiştirmesi gerektiğini iddia ediyorlar.

Moon keza savaş sonu ilanının “barış anlaşmasını tartışmak için açılış noktası” olacağını da belirtti. Fakat, bir uzlaştırma anlaşması, Senato’da üçte iki çoğunluğun ve Başkan Biden’ın onayını gerektireceği için mevcut ABD siyasi ortamında devasız bir girişim olacaktır.

Bildirgenin ifadesi üzerine uzun süren tartışmalar, Amerikalı yetkililerin Yoon’un Güney Kore kamuoyu yoklamalarındaki enerjik görüşünü dikkate aldıklarını ve kendilerine uygun partner gelene kadar süre kazanmaları gerektiği sonucuna vardıklarını gösteriyor . En azından, Biden yönetiminin, bir barışma ilanının son taslağındaki hiçbir şeyin değişmesi gerektiğini düşündürecek şekilde yanlış yorumlanmamasını temin etmek için sözcük ustalığında yoğun bir şekilde odaklanmış görünüyor.

Teknik bir savaş durumunun otomatik olarak istikrarsız ışık halkası getirdiği iddiası üstüne tartışılabilir. Bu koşul türünün tek örneği de yok. Daha yeni bir örnekte, Sovyetler Birliği ve Japonya İkinci Dünya Savaşı’ndan sonradan hiçbir süre barışma anlaşması imzalamadı. Oysa 1956 yılında geçici bir önlem olarak mütareke ilanı kabul edildi. Teknik olarak, Rusya ve Japonya savaş durumunda kalmaya devam ediyor, fakat çatışmaya girme olasılıkları pek düşük. şu anda hala bir barıştırma anlaşmasıyla ilgili görüşmeler devam ediyor.

Aksine, düşman olan bir tarafla resmen barışma içinde elde etmek da muhtemel. Örneğin Küba ve Venezuela, ABD ile resmen barışta olmakla birlikte, rejim değişikliğini amaçlayan amansız yaptırımlara, idareli ablukaya ve istikrarsızlaştırma kampanyalarına maruz kalmakta. kimsesiz ateşkese bel bağlamanın riski, Moon’un nükleerden arındırma karşılığında Kuzey Kore’ye kayda değer bir şey sunması gerekmediğine dair zaten yerleşik olan ABD görüşünü isteksizce pekiştiriyor olabileceğidir.

DÜŞMANLIKTAN VAZGEÇİLSİN

Savaşın 1953’te sona erdiğini kabul eden bir kâğıt parçasını, Moon’un öngördüğü “bütün uzlaşma çağına” dönüştürebilecek mekanizmayı düş etmek baskı. Bir De, ABD’nin KDHC’ya (Kore Demokratik Irk Cumhuriyeti) olan düşmanlığı, bir uzlaştırma ilanının değiştiremeyeceği yöresel jeopolitik hedeflerden kaynaklanıyor. Bir sembol olarak, bir barışma ilanı değersiz değildir, fakat herhangi bir değere sahip olması için ABD’nin tutumunda bir değişikliğin de olması gerekir. Bu eyleme dönüşmedikçe sembolün bir anlamı değil. Nitekim ABD’nin Kuzey Kore’ye karşısında ekonomik afet, güçlük ve arzu kullanmak için tasarlanmış yaptırımlar biçiminde kuşatma savaşı vermeye devam etmesi durumunda bir sembolün ne önemi olacaktır?

Asya uzmanı Tim Beal, savaş sonu ilanıyla ilgili bir numaralı sorunun ABD’nin yürüttüğü yaptırımlar, askeri tatbikatlar, işgal uygulamalarını vb. devam ettiriyor ve bunların hiçbirini önlemek istediğine dair bir sinyâl vermiyor oluşu.

Moon’un bir barışma bildirisini desteklemek için harcadığı sürekli mücadele, hakiki değişimi barışa dışarı giden bir yol olarak savunmaya daha iyi harcanmış olabilir. aynı zamanda, Washington elitlerinde çoğunun Kuzey Kore’ye sembolik bir diplomatik kırıntı bile verilemeyeceği, müzakereler için makul tek formülün KDHC’nin karşılığında hiçbir şey almadan her şeyi teslim etmesi olduğuna dair kuvvetli bir inanç var. Şayet de Moon’un bir barış ilanına olan bağlılığı kısmen ABD’nin nükleerden arındırma karşılığında Kuzey Kore’ye anlamlı bir şey arzetmek istemediğinin farkına varmasına dayanmaktadır, bu yüzden daha fazlası beklenemez.

Güney Koreli yetkililer kuzeydeki mevkidaşlarıyla uzlaştırma ilanı konusunu tartışırken, öneriye karşın ivme ve coşku bir zamanlar geliyor. Moon’un barışma ilanına odaklanması Kuzey Korelilerin isteklerini kesintisiz görmezden gelmesine niçin oluyor.

KDHC abluka altında ve sonuç olarak yetkilileri ABD’den daha somut bir şey istiyor. Trump yönetimi yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde Kuzey Kore’nin baş müzakerecisi Kim Myong Gil oldukça net konuşmuştu: “ABD, Kuzey Kore’ye karşısında düşmanca politikasını geri sürüklemek için temel çözümler sunmak yerine, bir iletişim ofisi kurulması ve mütareke ilanı gibi siyasi duruma yan olarak derhal çöp olabilecek ikinci planda olması gereken meselelerle bizi masaya çekebileceğine inanıyorsa yanılıyor. Varlığımızı tehdit eden ve gelişme hakkımızı engelleyen bir çözüm asla kabul edilemez.”

Geçtiğimiz eylül ayında, Kuzey Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı Ri Thae Song ateşkes ilanını duyuru ettiğinde bu tutumunu yineledi. “KDHC etrafındaki siyasi şartlar değişmediği ve ABD’nin agresif politikası değiştirilmediği sürece savaşın sona erdiği yüzlerce kez bildiri edilse de hiçbir şey değişmeyecektir.” Ri, “Savaşın sona erdirilmesi ilanının bugünün sorunu olmadığını ve durumlardaki şartların değişmesi üstüne aniden sadece bir kâğıt parçası haline gelebileceğine dair tutumumuzu zaten açıklığa kavuşturduk” diye ekledi.

Biden yönetimi yetkilileri, ABD’nin KDHC’ya karşı düşmanca bir niyeti olmadığını daima belirttikleri halde bu ulusu ablukaya alıp ekonomik olarak boğmaya devam ettiler. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Kuzey Kore’ye “spesifik önerilerde” bulunulduğunu söyledi. Önerilerin niteliği hakkında hiçbir şey bilinmemekle birlikte, Kuzey Korelilerden cevap gelmemesi, ABD’nin tek yanlı silahsızlanma istek etmesi karşılığında diplomatik birkaç öncelik sunma konusundaki alışkın yaklaşımına sadık kaldığını ortaya koymaktadır.

KUZEY’İN KAYGILARI DİKKATE ALINMALI

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, müzakerelerin devam etmesi için daha yerinde bir yaklaşımı savunuyor. “Mevcut koşullar altında, çıkmazı kırmanın ve diyaloğu her tarafta başlatmanın anahtarının KDHC’nın yasal kaygılarını ciddiye almak olduğuna inanıyoruz. ABD manâsız sloganlarını tekrarlamaktan kaçınmalı, aksine diyalog için uygun bir plan sunarak samimiyetini göstermelidir. Emniyet Konseyi’nin KDHC ile ilgili kararlarının geri alma şartlarının bir an önce yürürlüğe sürülmesi ve bilhassa insani ve geçim kaynaklarıyla ilgili hükümlerle ilgili yaptırımlarda zorunlu düzenlemelerin yapılması zorunludur.”
Ekim ayında Çin ve Rusya, ülkenin nükleer ve uzun menzilli balistik füze testlerine kendi kendine dayattığı moratoryuma sürekli bağlılığının bir takdiri olarak, Kuzey Kore nüfusunu gaye bölge hesaplı yaptırımların düşürülmesi için Birleşmiş Milletler’de bir karar tasarısı sundu. Çin BM elçisi Wang Qun, “Açık Konuşmak Gerekirse, KDHC-ABD diyaloğundaki çıkmazın temeli, KDHC göre alınan nükleerden arındırma önlemlerinin gerektiği gibi dikkat alınmamış ve KDHC’nın yasal ve akılcı endişelerinin dürüst şekilde giderilmemiş olmasıdır” dedi.

Varsayım edildiği gibi, ABD tarafı karşı çıktı. ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield bunun yerine BM aza ülkelerini yaptırımların uygulanmasını hızlandırmaya çağırdı.

Biden yönetimi, daha yumuşak bir tutum gösterilmek yerine, 10 Aralık’ta fazla sayıda kişiyi ve Kuzey Kore’nin animasyon firması SEK Studio’yu maksat alan daha fazla yaptırım açıkladı. Hem SEK Studio ile meslek yaptığı için Çinli bir canlandırma şirketi de yaptırıma uğradı. Asan Politika Araştırmaları Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan Go Myong-hyun’a tarafından, Biden yönetimi Kuzey Kore’ye ve dünyanın geri kalanına, ABD hükümetinin geri adım atmayacağına ve Kuzey Korelilerin dış dünyayla ticaret yaparak tek bir kuruş bile kar elde etmeyeceğine dair çok güçlü bir mesaj gönderiyor.

Biden yönetimi bu eylemi Philip Goldberg’i Güney Kore büyükelçisi olarak atayarak devam ettirdi. Bu seçim, Washington’un cezalandırma yaklaşımına emrindeki kaldığını gösteriyor. Goldberg, Obama yönetimi sırasında Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımların uygulanmasında koordinatör olarak tahsis yaptı. Bu pozisyon onu yurtdışına gitmeye ve Kuzey Kore ile ticaret ve finansal operasyonları ortadan kaldırmak için yabancı siyasi ve bankacılık yetkilileriyle görüşmeye yönlendirdi. Felsefi olarak, agresif bir dış politikayla iyi düzen sağlıyor. Bolivya Büyükelçisi olarak, sağ muhalefetle görüştüğü için ülkeden kovuldu. 2019’da Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde Kolombiya Büyükelçisi adaylığı duruşmasında Goldberg, ABD’nin Venezuela hükümetini devirme kampanyasını destekleme sözü verdi: “Onaylanırsa, Venezuela’ya demokrasiyi geri getirme çabaları konusunda Kolombiya ile birlikte çalışacağım. Yetkili, ABD hükümeti, Geçici Venezuela Devlet Başkanı Juan Guaido’yu ve Venezuela halkının özgür arayışını desteklemek için bütün diplomatik ve hesaplı cephelerde çatışmaya devam ederken tüm seçeneklerin masada kaldığını açıkça belirtti” diye ekledi. Yeni büyükelçi, KDHC ile ilgili konvansiyonel düşünceye meydan okuması beklenebilir bir adam yok.

WASHİNGTON DÜŞMANLIKTAN VAZGEÇMİYOR

KDHC, ABD’nin düşmanca politikasından sözünden dönmek istemediği ve son zamanlarda tabanca testlerini hızlandırdığı sonucuna vardı. Punggye-ri nükleer deneme sahasının yıkılması ve uzun menzilli balistik füze denemelerine kendi kendine bildiri ettiği bir borçların ertelenmesi ilanına karşısında, ABD’den KDHC’nın bombalanması, işgali ve Kuzey Koreli yetkililere suikast sıralamak için komando timlerinin sızmasının provasını yapan askeri tatbikatların boyutunda geçici bir azalma dışında gelen bir tedbir olmadı.

bu arada, Güney Kore ordusu teknolojik yükseltmelerini hızlandırıyor ve Moon yönetimi her yıl ortalama yüzde 7,4 oranında askeri harcamaları arttırıyor. ABD ise Asya-Pasifik’teki askeri varlığını genişletiyor. En son geçen yıl iki kez kıtalararası balistik füzeler fırlattı.

Kuzey Koreliler, ABD ve Güney Kore’nin silah gelişmelerine karşılık olarak askeri kapasitelerini modernleştirmek zorunda hissediyorlar. neticede, hedefteki tarafın çabalarının gayrimeşru olduğu düşünülen bir silahlanma yarışı devam ediyor. KDHC lideri Kim Jong Un, “Güney Korelilere karşısında silahlanmanın bu topraklarda tekrarlanmaması gerektiğini” vurguluyor. “Biriyle bir savaştan bahsetmiyoruz lakin savaşın kendisini önlemek ve devletimizin egemenliğini gözetmek için savaşı caydırıcı bir zorlama yapı ediyoruz.” Ve bu ABD’yi ilgilendiren bir konu. Kendini savunabilen ufak hedefli bir ulus kötü bir emsal teşkil eder ve seçenekleri sınırlar.

Batılı medya ve yetkililer, Kuzey Kore füze denemelerini her seferinde bir “tehdit” ya da “provokasyon” olarak nitelendirirken aynı testler yapan öteki ülkeleri görmezden geliyor. Mesela Hindistan, Kuzey Kore gibi Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’na üye değil ve geçen sene 27 Ekim’de kıtalararası balistik füze fırlatmasına ses çıkarılmadı. Şüphesiz, Times of India’nın lansmanı “Çin’e sert bir sinyal” olarak tanımlaması Washington tarafından güzel karşılandı. Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması üyesi olmayan diğer iki nükleer zor olan İsrail ve Pakistan ABD’li yetkililer ve medyanın hiç ilgilenmediği balistik füze programlarına sahip.

OYUNDAKİ ÇİFTE STANDART

Oyunda çifte standart var. Birleşmiş Milletler Sadece Kuzey Kore’nin test yapmasını yasakladı ve bütün nüfusa karşı bir savaşa yol açacak dek ezici idareli yaptırımlarla cezalandırdı. Son seyir füzesi ve hipersonik füze fırlatmaları gibi normalde yasaklanmış olmayan askeri testler bile kınanıyor. ABD’nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield geçtiğimiz günlerde kışkırtıcı bir dil kullanarak Kuzey Kore’nin testlerini “atak” olarak nitelendirdi ve “Kuzey Koreliler üzerindeki baskıyı artırmaya devam edeceğine” laf verdi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçtiğimiz günlerde Hwasong-12 orta menzilli balistik füze fırlatması sebebiyle KDHC’yi suçlayarak bunun yalnızca BM yaptırımlarını değil, aynı zamanda “KDHC’nın açıkladığı moratoryumu” da ihlal ettiğini ileri sürdü. Bu düpedüz bir yalandı, çünkü Kuzey Kore’nin testlerde kendi kendine dayattığı borçların ertelenmesi sadece uzun menzilli balistik füzeler için geçerlidir.

Kuzey Kore niçin cezalandırılıyor? Thomas-Greenfield’a tarafından, bunun nedeni bu ulusun “barış, güvenlik ve dünya için önemli bir tehdit” olmasıdır. Bu dil, KDHC’yı “ABD ve ortakları için bir risk kaynağı” olarak nitelendiren ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken kadar da kullanıldı. Amerikalı yetkililerin alay konusu olmadan bu şekilde konuşabilmesi, ABD propagandasının etkinliğine bir örnektir. Kore Savaşı yaklaşık 70 sene önce durduğundan beri KDHC uzlaştırma içinde. Buna rağmen İkinci Dünya Savaşı’nı peşine düşüp takip eden on yıllarda, ABD fazla sayıda ülkeyi bombaladı ve işgal etti, yabancı hükümetleri baltaladı ve devirdi, askeri üslerini öteki ulusları korkutma etmek için dünyaya yaydı ve binlerce sivili insansız hava arabulucu saldırısı ile katletti. ABD şimdi Rusya’ya karşı savaşı körüklemeye çalışıyor. yine de Batı’daki karşılıklı seziş gerçekliği reddediyor.

Kore Savaşı’nın dostane bir şekilde sona erip ermediğine bakılmaksızın, ABD’nin Güney Kore için daha geniş planları var. Biden yönetiminin merkezi dış politika hedefi, ABD’nin Çin üzerindeki hakimiyetini temin etmek için Asya ülkeleriyle ittifaklar kurmaktır.

Güney Kore’nin coğrafi konumu, Biden yönetiminin Çin karşıtı projesinin ön cephesine yerleşiyor ve Korelilere bu çabada “güç çarpanı” rolü atanıyor. Güney Korelilerin bu konuda bir seçeneği olduğu kabul edilir. Korelilerin ABD’nin Çin’le karşı karşıya gelmesine ve Asya-Pasifik’te ABD’nin üstlenmeyi seçebileceği herhangi bir askeri maceraya yardım vermeleri bekleniyor. Amerikalı bir askeri yetkiliye göre, Güney Kore “sadece yarımadada yok, bölge genelinde net bir güvenlik sağlayıcısı” olarak hareket edecek.

Geçen mayıs ayında Biden ve Moon müşterek bir duyuru yayınlayarak “ABD-Güney Kore ittifakının artan bir şekilde küreselleşen bir rol oynayacağını” taahhüt ettiler ve iki ulusun ilişkisinin “Kore Yarımadası’nın fazla ötesine uzandığını” bahis ettiler. Moon hem ülkesinin politikasını “ABD’nin özgür ve açık Hint-Pasifik vizyonu” ile ahenkli bir şekilde hizaya getireceklerini söyledi.

Aralık ayında ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Güney Koreli mevkidaşı Suh Wook ile Seul’de bir araya geldi. Austin, “yöresel endişelerini koyulmak için ittifakımızın odağını genişletmenin yollarını tartıştık” dedi. Çin karşıtı düşmanlık için aşina sözler söyleyen Austin, “Hint-Pasifik’teki kurallara dayalı düzene olan karşılıklı bağlılığımızı vurguluyoruz” ifadelerini kullandı. Buna ek olarak Austin, Suh ile “yöresel güvenlik iş birliğini ve kapasite artışını genişletmenin ve geliştirmenin yollarını keşfetme konusunda anlaştılar” diye bildirdi.

ÇİN’E KARŞI ÇEVRELEME STRATEJİSİ

Kore uzmanı Simone Chun’un yarımadaya barıştırma getirmek için bir savaş sonu ilanı yapılmasına gördüğü belli başlı engel ABD’nin çevreleme politikası ve stratejik çıkarları için müttefiklerine zorlama uygulaması. Moon yönetimi altında, “Güney Kore’nin emniyet politikası ABD’ye emrindeki oldu ve Güney Kore, ABD’nin Çin’e aleyhinde çevreleme politikasına uygun olarak yol almak için stratejik bir anlayışa sahip değil.” Chun, Kore Yarımadası’ndaki gerginliği eksilmek için potansiyel olarak daha umut verici bir yol sunmak için Günışığı Politikasının baştan canlandırılmayla savaş sonu ilanını desteklemeyi öneriyor. Kim Dae-jung’un başkanlık döneminde başlatılan ve halefi Roh Moo-hyun kadar sürdürülen Günışığı Politikası, Koreler arası ilişkileri çatışmadan meslek birliğine yönlendirdi. Ancak Roh’un devir süresi 2008’de sona erdiğinden beri hiçbir Güney Kore devlet başkanı buna uymadı. Chun’un önerisine kadar Güney Kore’nin edilgen bir rol oynamasına ve ABD uzlaşmazlığına boyun eğmesine gerek yok. Bunun yerine, kendi programını başlatabilir.

Güney Koreli ilericilerin ve ABD emperyalizminin bambaşka hedefleri olduğu göz ardı edilemez. Sınıfları ve ulusal çıkarları zıt kutuplarda. Olumlu bir değişim olursa, bunu Koreliler yapacaktır. Tim Beal’ın belirttiği gibi, “Uzlaştırma, ABD’nin Doğu Asya’daki ileri pozisyonunun gerekçesini boşa çıkarıyor. Tüm bu Güney Kore’deki ve Japonya’daki üslerin gerekçesini baltalıyor. Ve Güney Kore askeri gücünü kullanmalarını yararsız kılıyor. Kore’deki barışın Çin’in çevresini kontrol altına almalarını engellediğini düşünüyorlar.”

Güney Kore’deki bir sonraki başkanlık seçimleri çok şey ifade edebilir. Muhafazakârın zaferi Biden yönetimine otomatik olarak istediği her şeyi verir. Yoon, ABD militarizmiyle yakın müttefik olma niyetini dobra dobra belirtti. Lee Jae-myung’un galibiyeti ise daha pozitif umut sunuyor. Lee, Moon’dan daha egemen bir yol çizmeyi taahhüt ediyor. Washington’un şiddetli muhalefetinin kesinliği göz önüne alındığında, bunu takip edip edemeyeceği görülecektir. Güney Kore’deki ilericiler önümüzdeki aylarda iki yönü olan bir mücadeleyle aleyhinde karşıyalar: Koreler arası ilişkileri geliştirmeleri için hükümetlerine sıkmak ve ABD’nin Çin karşıtı askeri makinesine sürüklenmeyi engellemek. Her iki meselenin de merkezinde ABD’nin Güney Kore’nin egemenliğine göz dikmesine karşı direniş var. Basit olmasa da gerekli bir mücadele.

Counterpunch’tan çeviren Umut Deniz Aydın

Günün Önemli Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir