Geceleleri Vâkıa Suresi okumanın fazileti ve faydaları

Kur’lahza-ı Kerim’in 56. suresi olan Vakıa suresinin mealinde, kıyamet günü iman etmeyenlerin karşılaşacağı felaketlerden ve azaplardan bahsedilmektedir. Mânen okunduğunda ise kişinin ömrünü ve malını bereketlendirdiğini, Peygamberimiz bildirmiştir. Peki her gün Vâkıa suresi okumanın faziletleri nelerdir ? Toplamda 3,5 sayfa olan Vâkıa suresi Mekke’de indirilmiştir. Kıyamet günü olacakları anlatan sure, kimlerin cennetlik, kimlerin cehennemlik olduğunu, Allah’ın bütün mucizelerine karşın ona iman etmeyenlerin çekecekleri azabı  dobra dobra anlatır. Hz. Peygamber (s.a.v) Vâkıa suresinin her gün okunmasıyla alakalı olarak bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurur: “Abdullah b. Mesud (r.a.) şöyle rivayet ediyor: “…Ben Resûlullah’ın (s.a.s.) «Her kim her gece Vâkıa sûresini okursa ona fakirlik dokunmaz» buyurduğunu işitmiştim” der. Allah’ı tesbih etmeyi ve O’na gönülden ibadet etmeyi nasihat eden ve iman etmeyenlerin büyük bir yanlışta olup ölümden sonradan karşılaşacakları azabı anlatan Vâkıa suresi, her gün anlamını algılama ederek doğru bir şekilde  okunursa, Allahın izniyle okuyan kişinin fakirlik görmeyeceği rivayet edilir. Geceleleri Vâkıa Suresi okumanın fazileti ve faydaları #1 Geceleleri Vâkıa Suresi okumanın fazileti ve faydaları #2 Geceleleri Vâkıa Suresi okumanın fazileti ve faydaları #3 Geceleleri Vâkıa Suresi okumanın fazileti ve faydaları #4 Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… 1. O kaçınılmaz ve önlenemez kıyâmet koptuğu vakit; 2. Artık onun kopmasını yalanlayabilecek hiçbir kimse kalmayacaktır. 3. O, kimini alçaltır, kimini yüceltir. 4. Yer şiddetli bir sarsılışla sarsıldığı, 5. Dağlar parçalanıp darmadağın edildiği, 6. Uçuşan toz zerreleri hâline geldiği zaman… 7. Sizler de üç zümreye ayrılırsınız: 8. O “ashâb-ı meymene” ama, ne şanslı ne mutlu insanlardır o “as­hâb-ı meymene!” 9. O “ashâb-ı meş’eme” ancak, ne lanetli ne bedbaht kimselerdir o “birli­hâb-ı meş’eme!” 10. Üçüncü zümre “sâbikûn”; dünyada uğurlu işlerde öne geçen­lerdir ancak, onlar âhirette mükâfatda da öne geçeceklerdir. 11. İşte bunlar “mukarrabûn”; Allah’a en yakın kullardır. 12. Nimetlerle dopdolu cennetlerde olacaklardır. 13. Onların çoğu öncekilerden, 14. Birazı da sonrakilerden! 15. Mücevherlerle işlenip süslenmiş ve tabi yandan dizilmiş tahtlar üstüne kurulurlar. 16. Orada birbirlerine muhabbetle bakarak ortak otururlar. 17. Etraflarında hiç yaşlanmayan gençler hizmet için âdeta per­vâne olur; 18. Aralıksız Olarak çağıldayan pınarlardan içi doldurulmuş testiler, ibrik­ler ve kadehlerle… 19. Bu şaraptan ötürü ne başları ağrır, ne de ayyaş olurlar. 20. Beğendikleri türlü türlü meyvelerle… 21. Canlarının çektiği kuş etleriyle… 22. bundan başka iri gözlü hoş yüzlü hûriler; 23. Sedeflerinde saklı inciler gibi! 24. Dünyada yaptıkları güzel amellere bir mükâfat olarak. 25. Orada ne bir manâsız, mânasız söz işitirler, ne de günaha sokacak bir söz. 26. Sadece, “Selâm size ey cennetlikler, selâm!” sözünü duyar­lar. 27. O “ashâb-ı yemîn” fakat, ne uğurlu ne mutlu insanlardır o “ashâ­b-ı yemin!” 28. Onlar dikensiz, dalbastı kirazlar, 29. Dolgun salkımlı muzlar, 30. Uzayıp yayılmış gölgeler, 31. Çağlayarak akıcı sular, 32. Bol bol meyveler aralarında yaşarlar. 33. Oysa o nimetler ne eksilip tükenir, ne de onlardan esirgenir. 34. Kabartılmış yüksek döşekler üzerine eşleriyle birlikte yasla­nırlar. 35. Kuşkusuz biz cennet kadınlarını yepyeni bir yaratılışla yarat­tık. 36. Onları dâimî bâkireler kıldık. 37. Eşlerine karşısında sevgi dolu, âşık ve daima benzer yaşta. 38. Bütün bunlar, “ashâb-ı yemîn” içindir. 39. Onların birçoğu öncekilerdendir; 40. Birçoğu da sonrakilerden! 41. O “ashâb-ı şimal” oysa, ne lanetli ne dertli kimselerdir o “ashâb-ı şimâl!” 42. Onlar, iliklere işleyen zehirli, kavurucu bir ateş ve son derece kaynar sular içindedirler. 43. Kapkara bir dumanın gölgesindedirler. 44. Bir gölge ki, ne serinlik verir, ne bir hayrı dokunur. 45. Çünkü onlar, dünyadayken hiçbir ahlâkî kaygı taşımadan nimet ve sefahat içinde şımarıyorlardı. 46. En büyük günahı işlemekte ısrar edip duruyorlardı. 47. Ve şöyle diyorlardı: “Sahi biz, ölüp de toprak olduktan ve kemik yığınına dönüştükten sonra mı, yani biz o halde iken mi yeni bir yaratılışla yeniden diriltileceğiz? Bu, olacak şey değil!” 48. “Gelip geçmiş atalarımız da mı?” 49. De oysa: “Ayrıca şu esas değin yaşayıp gitmiş olanlar, ayrıca de siz ve sizden sonradan gelecekler;” 50. “Hepiniz bilinen bir günün randevulaşma vaktinde mutlaka bir araya toplanacaksınız!”   51. Sonradan siz ey dürüst yoldan sapanlar ve gerçeği yalanla­emrindeki­lar! 52. O zakkûm ağacının meyvesinden mutlaka yiyeceksiniz. 53. Gıda ve karınlarınızı onunla tıka basa dolduracaksınız. 54. Üzerine de o kaynar sudan içeceksiniz. 55. Hem de susuzluk hastalığına yakalanmış develerin suya sal­dırışı gibi saldırarak içeceksiniz. 56. Onlara hesap gününde verilecek ziyâfet işte budur! 57. Sizi yoktan yaratan biziz. Böyle iken, hâlâ her yerde diriliş ger­çeğini onay etmeyecek misiniz? 58. Rahimlere akıttığınız meniyi hiç düşünmez misiniz? 59. Onu mükemmel bir insan olarak siz mi yaratıyorsunuz, yahut yaratan biz miyiz? 60. Aranızda ölümü muhakkak bir plan çerçevesinde takdir eden biziz. Engel olabilecek hiçbir zor yoktur sizi öldürmemize. 61. Öldürüp de, yerinize benzeriniz diğer nesiller getirmemize ve bilmediğiniz bir âlemde ve şekilde sizi yeni bir yaratılışla ortaya çıkarmamıza. 62. Gerçekten siz birincil yaratılışın Allah’ın kudretiyle gerçekleştiğini pekâla biliyorsunuz. O halde bunun üzerinde düşünüp ikinci yaratalışın da muhtemel ve gerekli olduğunu kabullenmeniz gerekmez mi? 63. Toprağa ektiğiniz tohumu hiç düşünmez misiniz? 64. Acaba o ekinleri yeşertip büyüten siz misiniz; yahut onu yetiştiren biz miyiz? 65. Dileseydik hepsini daha olgunlaşmadan kurumuş çerçöp hâline getirirdik de şaşırıp kalırdınız: 66. “Eyvâh, emeklerimiz nafile gitti, fazla zarara uğradık.” 67. “Bundan da öte, biz her türlü rızıktan büsbütün mahrum kaldık!” diye haykırış ederdiniz. 68. İçtiğiniz suyu hiç düşünmez misiniz? 69. Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz; yahut onu indiren biz miyiz? 70. Dileseydik onu içilmesi mümkün olmayan tuz, acı bir su yapardık. Öyleyse şükretmeniz gerekmez mi? 71. Yakmakta olduğunuz ateşi hiç düşünmez misiniz? 72. Onun ağacını siz mi yaratıp yetiştiriyorsunuz; yoksa onu ya­ratan biz miyiz? 73. Biz onu ayrıca cehennem ateşi için bir hatırlatma keza de çölde yaşayanlar, yolda bulunanlar, keza ona ihtiyacı olanlar için vazgeçilmez bir nimet kıldık. 74. Öyleyse Yüce Rabbinin ismini tesbih et; O’nun her türlü kusurdan ve ortakları olmaktan çok yüce ve uzakta olduğunu söyle! 75. Yıldızların düştüğü yerlere ve peyderpey inen Kur’lahza’ın her bir bölümüne ant ederim. 76. Eğer bilirseniz bu fiilen öyle büyük bir yemindir, 77. Kuşkusuz o, çok değerli, öyle onurlu bir Kur’lahza’dır. 78. Onun aslı mükemmel korunmuş bir kitaptadır. 79. Tertemiz olanlardan başka biri ona dokunamaz. 80. O, Âlemlerin Rabbi tarafından parça parça indirilmektedir. 81. Derhal siz bu ilâhî kelâmı mı küçümsüyorsunuz? 82. Allah’ın size verdiği bu büyük nimete teşekkür edecek yerde onu yalanlıyorsunuz. 83. Hele can boğaza gelip dayandığında, 84. O zaman can çekişenin yanında bulunan sizler, elinizden bir şey gelmez, yalnızca çâresizlik içinde seyredersiniz. 85. Biz ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz. 86. Eğer siz her yerde diriltilip hesâba çekilmeyecek, suç oluşturan görmeye­cekseniz; 87. Lutfen çıkmakta olan o canı geri çevirin; eğer iddianızda tu­tarlı ve dürüst iseniz! 88. Eğer ölen birey “mukarrebûn”dan; Allah’a yaklaştırılmış has kullardan ise, 89. Onu bekleyen ölümsüz bir kolaylık ve sevinç, hoş ve hoş kokulu rızıklar ve nimetlerle doymuş cennetlerdir. 90. Eğer o, “ashâb-ı ant”den; uğurlu ve mutlu kimselerden ise, 91. Melekler ona: “Selâm sana, ey ashâb-ı yeminden olan kişi!” derler. 92. Eğer o, Kur’lahza’ı ve Peygamber’i yalanlayanlardan, doğru yol­dan kaymış sapıklardan ise, 93. Onu da bekleyen kaynar sudan bir ziyâfettir. 94. Peşinden de kızgın alevli cehenneme atılacaktır. 95. İşte bu, hakkında en ufak değişkenlik bulunmayan en kesin ger­çeğin tâ kendisidir. 96. Öyleyse, Yüce Rabbinin ismini tesbih et; O’nun her türlü kusurdan ve ortakları olmaktan çok yüce ve uzak olduğunu söyle! Bismillahirrahmanirrahim    

Yorum yapın