Feminist isyan

Her cadde başı polis barikatı, gözaltılar, müdahaleler…Hiçbiri on binlerce bayan ve LGBTİ+nın 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşleri’nde buluşmasını engelleyemedi. Sokaklardan yükselen feminist isyan umut oldu, yol gösterdi.

KADIN 10.03.2022 07:18

Abone Ol google-news

HABER MERKEZİ

Feministler, 8 Mart gecesi ülkenin dört bir yanına yine sokaklardaydı. Yasaklara, polis barikatlarına, müdahalelere, gözaltılara, her türlü engellemeye rağmen birçok ilde gerçekleşen Feminist Gece Yürüyüşleri’ne on binlerce kadın ve LGBTİ+ katıldı. “Geceler de sokaklar da meydanlar da bizim” diyen kadınlar ve LGBTİ+lar faşizan baskılar karşısında geri adım atmadı, barikatları yıktı geçti. Patriyarkaya, kapitalizme, savaşa, yoksulluğa, dini baskılara, erkek-devlet şiddetine, homofobi ve transfobiye, AKP’nin kadın düşmanı politikalarına aleyhinde meydanlardan yükselen feminist ayaklanma karanlığı aydınlattı, bütün toplumsal muhalefete umut oldu, hatta yol gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’den feministler, 8 Mart 2022 Feminist Gece Yürüyüşleri’ni değerlendirdi.

***

Muhalefet çıkış yolu arıyorsa kadınlara bakmalı

Çiçek Çatalkaya (SOL Parti-İstanbul): 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne her geçen sene daha fazla bayan katılıyor. Özellikle 2010’dan sonradan bu yürüyüş, AKP iktidarının dinci gerici baskısı altında yaşamaya zorlanan her kesimden kadının talep ve itirazlarını sokağa içeren, görünür kılmaya çalışan bir zemine dönüştü. En görünür olan başlıklarımız her yıl olduğu gibi patriyarkaya, kapitalizme, şiddete karşı isyan ve uğraş çağrısı oldu. Bunlara ilave olarak bu yıl ayrıca savaşa aleyhinde barış, yaşam pahalılığı, sefalet başlıkları öne çıktı.

Feminist yürüyüş bundan böyle İstanbul ile sınırlı da değil, birçok kentte yapılıyor. Bunun sebebi de kadınlara az kalsın savaş açan, dinci gerici politikalarıyla kadınları toplumsal hayatın açık havada bırakarak yeni bir toplumsal harmoni kurma gerçek dışı içinde olan AKP iktidarı. Ama kadınların hayatlarından, haklarından, geleceğinden vazgeçmeyen tutumu, mücadelesi her defasında AKP iktidarını daha artı sarstı ve sarsmaya devam ediyor. Kadınların kararlı mücadelesi, öfkesi, coşkusu ve inadı haliyle iktidarı korkutuyor. Yürüyüşleri engellemeye çalışmasının sebebi bu. Fakat işe yaramadı, bir yolunu bulup tekrar birbirimizi bulduk, binlerce bayan ve LGBTİ+ buluştuk, sokakları doldurduk.

İktidar kendisine muhalif her hareketi, direnişi bastırmak için zorlama ve şiddete başvurdu. Fakat bu baskıların her defasında geri püskürtüldüğü alan kadın alanı oldu. Kadınlar AKP ile uzlaşmayı değil aksine, kendileri için yaşamsal önemde olan laiklik için, yaşamları için mücadeleyi seçim etti. Toplumsal muhalefet eğer bir çıkış yolu arıyorsa mutlaka kadın mücadelesine bakmalı. AKP’nin yarattığı karanlıktan çıkmanın yolu, iktidarla uzlaşmaktan yok, kadınların yaptığı gibi iktidarın karşısına dikilmekten geçiyor.

feminist-isyan-989674-1.

Sokaklardan, birbirimizden vazgeçmeye niyetimiz değil

Feride Eralp (20’nci İstanbul Feminist Gece Yürüyüşü Komisyonu): Bu sene 20’nci Feminist Gece Yürüyüşü’nü baskı koşullar altında gerçekleştirdik. Doğrusu son 3-4 yıldır yürüyüş, bambaşka seviyelerde yasaklanmış ve engellerle karşısında karşıya kalıyor. Ama bu sene müdahale daha sertti. Kadınları bir araya getirmemek için ellerinden geleni yaptılar fakat gerçi on binlerce kadın ve lubunya Cihangir Caddesi’nde bir araya gelebildik. Bu da gerçekten eyleme katılanların, eylemi kendi hayat mücadelesi olarak görenlerin dirayeti doğru oldu. Şunu net şekilde gördük: Bundan Böyle kadınların ve LGBTİ+ların canına tak etmiş durumda. Kimsenin bir adım geriye atmaya, sokaklardan vazgeçmeye niyeti yok.

Yürüyüşümüze karşın bu ambargo girişimini ülkenin genel gündemi içerisinde değer biçmek gerek. Taksim zaten çok uzun zamandır karşı taraf seslere kapatılmaya çalışılıyor. Farplas işçilerine fabrika çatısında müdahale ediliyor. Yanıbaşımızda savaş var. Cezaevlerinde Aysel Tuğluk ve Garibe Sezer’e yaşatılanlarda gördüğümüz gibi erkek devlet şiddeti artıyor. bir de son döneme derinleşen ekonomik krizle birlikte fazla ciddi bir sıkışmışlık laf konusu. Bu sıkışmışlık, iktidarda saldırganlığa dönüşüyor. Bu saldırganlığın kadınlara karşın boyutu şu: Senelerdir kadınların kazanımlarını ve haklarını ellerinden almaya çalışan bir örgütlenmeyle karşısında karşıyayız.

neticede bayan ve LGBTİ+ların birbirinden de, özgürlüklerinden de, haklarından da, geleceklerinden de vazgeçmeye niyetinin olmadığını bildiren bir gece oldu. Feminist mücadeleyle, feminist isyanımızla birlikte sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

Kadınların öfkesi artık kopkoyu bir mor renkte

Handan Koç (Feminist yazan-İstanbul): Bu 8 Mart’ta İstanbul’da Valilik, Feminist Gece Yürüyüşü’nün yapılacağı Taksim Sıraselviler’e çıkan tüm yolları kapadı. Sokak başlarında polisler bekletildi, meydanlar TOMA’larla dolduruldu. Kadıköy’de 39 kadının gözaltına alınması, bunca polis ve aşırı soğuk, yürüyüşe binlerce kadının her şeyi göze alarak tabiri caizse akmasını engelleyemedi. İçinde olanları da şaşırtacak bir maharet, istikrar ve neşe ile bir araya gelmenin yolları bulundu.

“Geceleri de sokakları da istiyoruz”, kuşaktan kuşağa devredilen bir feminist slogan. Hükümetin “Roboski değil, kürtaj katliamdır” diyebildiği günden itibaren bayan hareketinin öfkesi artık kopkoyu bir mor renkte. Bu yürüyüş, yalnızca coşku ve cesaretin yok, örgütlü bir ön alıştırma yapan arkadaşlarımızın eseri. Nitekim miting öncesi yolu kesen polise son sözü baştan söyleyen de onlardan biri oldu: “Siz gideceksiniz, biz kalacağız!” 8 Mart haftasında benim gözde sloganımsa Maltepeli kadınlardan gelmişti: “Ferhat dağları delme, evi süpür.”

Başkent’te kadınlar faşizmi topuklarının aşağıda eziverdi

Buse Üçer (Kadın Savunma Ağı-Ankara): Ankara son yılların en topluluk yürüyüşünü gerçekleştirdi. Senelerdir Taksim’in kalabalığını konuşurduk. Bu sene Ankara da çok konuşulacak gibi görünüyor. Ben açıkçası baskı ve müdahale etme çabalarının Ankara özelinde arttığını ya da azaldığını düşünmüyorum. Devlet benzer devletti. Her zamanki gibi kadın katillerine değil, barikatı kadınlara kurdu. Her zamanki gibi de yeniden yıkıldı barikatlar, kadınlar faşizmi topuklarının aşağıda eziverdi. Katılımı artıran en manâlı unsurlardan biri, hareketin çok tabakalı bayan kitleleri ile bir arada hareket etme zeminini yaratması diyebiliriz. Çünkü özellikle İstanbul Sözleşmesi mücadelesi Ankara sokaklarında çok sert geçti. Ve toplumsal olarak bir istek civarda taraflaşan büyük bir kitle oluştu. Bu, kitlenin harekete örgütlenmesinin sokağa yansımasıydı. Bu yıl Ankara’da en fazla öne çıkan başlıklar transfeminizm, savaş karşıtlığı ve kuşkusuz fakirlik, kriz oldu. Bu bir hayat mücadelesi ve birbirimizi yaşatmak için de direniyoruz. Yaşasın 8 Mart!

Dünyayı yerinden oynatacağımızın fragmanı

Zeynep Karataş (Nar Kadın Dayanışması-İzmir): Kadınların bir arada oluşundan korkan iktidar ve polisin engellemelerine karşın kadınlar ve LGBTİ+lar sokaklarda birbirleriyle buluştu, barikatlar yıkıldı. Alsancak Eski Leman Kültür önünde başlayan yürüyüşte, polisin kurduğu barikatlar, kadınların bir araya gelmesini engelleyemedi. Dört bir yanı kadın ve LGBTİ+ düşmanı, gerici, cinsiyetçi söylem, politika ve kişilerle çevriliyken, kadınlar dün ülkenin birçok uygun o gerici-cinsiyetçi halkayı kırabileceğini bir kez daha gösterdi. Yoksulluğa, gericiliğe, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, fobik söylemlere, erkek adalete, erkek şiddetine ses çıkaran kadınlar dünyayı yerinden oynatacaklarının fragmanını izlettiler. “Geçinemiyoruz, ölmek istemiyoruz, savaşa hayır” diyen kadınlar kararlılığı, neşesi ve umuduyla birbirine kuvvet verdi.

Günün Kayda Değer Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir